Çevre Köyleri

Baba Mansur ve Ocağı.Fatma Serçeşme.

19 Mart 2020 
BABA MANSUR ve OCAĞI… Fatma Serçeşme.
Türkmenistan’ın Hormek Şehri’nden 12 kabile ile beraber gelip Hınsı Mansur Bağın Kalesi denilenşimdiki adı Muhundu Darıkent beldesine yerleşmiştir. Gelen kabileler içerisinde büyük bir çoğunluğukendi talipleriydi. Rivayete göre Hacı Kureyş ayıya biniyor elinde canlı yılan Baba Mansur’a doğruyürüyor, bunu gören Baba Mansur duvar örüyormuş, duvara biniyor ve duvarı yürütüyor. Hacı Kureyşben canlıyı yürüttüm, sen cansızı yürüttün deyip elini öpüp ikrar veriyor ve talip oluyor.Bu ikrarlık 1000 yıldır sürüyor ve sonsuza dek yürüyecektir. Baba Mansur’un Anadolu’ya gelişi1100’lerin başındadır. Ölüm tarihi ise 1197’dir. Baba Mansur Alevi Kızılbaş geleneğinin yanigeleneksel Aleviliğin öncüsüdür. Doğu Anadolu’nun serçeşmesidir. Anadolu Aleviliğinin ana yurdu… Dersimdir. Alevilerin büyük çoğunluğu Dersim’den Türkiye’nin her tarafına yayılmışlardır. BabaMansur Ocağı, Ağuçan Ocağı, Kureyşan Ocağı, Sarı Saltık Ocağı, Derviş Cemal Ocağı, Hıdır abdal Ocağı(Düşkün Ocağı), Üryan Hızır Ocağı, Munzur Baba gibi pir ocakların merkezidir.
Hünkar Hacı Bektaşi Veli, Baba Mansur’dan 100 yıl sonra Anadolu’ya gelmiş ve Batı Anadolu veBalkanlar’ın serçeşmesi olmuştur. Ağuçan ve Dede Kargın Ocakları Orta Anadolu, Doğu Anadolu’nunbir kısmı, Karadeniz ve Güneydoğu da etkin olmuş mürşit ocaklarıdır… Geleneksel Aleviliğin 4 adet temel kurumu vardır. Pirlik, rehberlik, mürşitlik ve musahiplik bunlarındönüştürülmesine asla izin vermeyiz… Yolumuz Hakk Muhammed Ali yoludur, ikrar üzerine kuruludur, 18 bin alemi sevmeyi öngörür, insan… bu alemin tacıdır, sevgi, hoşgörü, paylaşım yoludur. Çünkü sevginin olduğu yerde kin, zulüm, sömürü,baskı gibi her türlü insanlık dışı değerler yoktur. Sevginin olduğu yerde insanlığın en yüce değerleriolan dostluk, kardeşlik ve paylaşım vardır… Yolumuz eline, beline, aşına, işine, sözüne sahip olmayı öngörür. Yolumuz 72 milleti bir görür, din, dil,ırk, cinsiyet, renk ve mezhep ayrımı yapmaz. Yolumuz gönül kırmayı, hor görmeyi, insanları… küçümsemeyi asla kabul etmez. Yolumuz kini, nefreti, kibri ve benliği onaylamaz… Yolumuz rızalık olmadan hiçbir sistemin yürüyemeyeceğini bilir ve savunur. Canların her şeyi rızalıkalarak yapmalarını öngörür. Yolumuz zulmün, baskının ve sömürünün karşısında yoksulun, fakirin veezilenin yanında yer alır. Hak ve hukuktan ayrılmaz.
Yolumuz savunma hakkı hariç hiçbir şekilde şiddeti benimsemez. Yolumuz ilmin ışığında yürümeyi ilkeedinir. Yolumuz çiğden pişkine, eğriden doğruya, hamdan hasa yükselmeyi öngörür. Yolumuz canlara4 kapı 40 makamı, 12 hizmet, 7 farz ve 3 sünneti öğretip insanı kamil yetiştirmeyi öngörür.
Bana bir cümle ile İslam nedir derseniz, yüksek ahlak ve irfandır derim. Bunun da iki temel unsuruvardır, adalet ve paylaşımdır… Son günlerde kamuoyunda yapılan tartışmalarda İslam ile özgürlüğün bir arada olamayacağınısavunanlar mevcuttur. Lakin bu kişilere hatırlatmak isterim ki asırlar boyu kendi içinde çağdaşlıklaİslam dinini kaynaştırmış, ilim ve irfan yolunu kendine misyon edinmiş Alevi İslam anlayışı özgürlük veİslam’ın bir arada yaşayabileceğini kanıtlamıştır. Hatta laikliği İmam Caferi Sadık’tan itibarenuygulamıştır. 751 yılında Horasanlı Ebu Müslüm Emevi Devletini yıkıp yerine bir devlet kurmakistediğinde ilk önce akla Hz. Muhammed’in Ehlibeyti’nin soyundan gelmekte olan İmam Caferi Sadık r.a müracaat eder (İmam Caferi Sadık İslam içtihadını içeren ve kaynağını Kuran’ı Kerim’den alan İslam’ınel kitabı Buyruk isimli eseri kaleme almıştır.) İmam Caferi Sadık şöyle cevap verdi: büyük dedem Hz. Muhammed Muhammed ahir zaman peygamberi idi. Cenab-
ı Allah Kendisine Kuran’ı Kerimi gönderdi. Ümmetininiçinden bir kısım insanlar buna rağmen kendisine her türlü cefayı çektirdiler. Kendisinden sonra halifeolarak dedem Hz. Ali’yi tayin etmesine rağmen bu insanlar ilahi emri dinlemediler. Daha sonra dedemİmam Ali halife oldu. Buna rağmen itaat etmeyenler oldu. Çok kan döküldü. Dedem İmam Ali şehitedildi. Dedem İmam Hasan yerine geldiğinde yine aynı dava devam etti. Onu da Süfyan oğullarızehirleyerek şehit ettiler. Zamanın bir kısım müşrikleri dedem imam Hüseyin’e kendilerini Emevi zulmünden kurtarmak için defalarca müracaat ettiler. Dedem İmam Hüseyin’i Kerbela’da susuz şehitettiler. Dedem İmam Zeynel Abidin çıplak develere bindirilerek susuz çöllerde aile efradımız ilebirlikte çok cefalara maruz bırakıldı. Dedem İmam Muhammed Bakır yine aynı şekilde zehirletilerekşehit edildi. İslam dinini ve Kuran’ı koruyan ceddimize karşı zulüm ve katliamlarını reva gördüler.Bütün bunların nedeni dünya malına ve onun saltanatına sonsuz ihtiras ve hırsları sebep oldu.
Bedeli ni tüm insanlık alemi ve İslam dünyası ödedi ve bu acı devam ediyor. Bu vesile ile ben bir insanolarak daha fazla acı çekilmesini ve bedel ödenmesini reva görmüyorum. Dünya işleri ile inanç işleriniayırmak lazım gelir. Ben ve aile efradım kendimize Hakk’a ikrar ve hizmet yolunu tercih ettik. Siz başka uygun insanı bu işe halife olarak tayin ediniz.
Görüldüğü gibi İmam Caferi Sadık kendisine sunulan halifelik makamını nazik bir dille reddetmiş vekaynak olarak Kuran’ı Kerimi esas alarak kendisini din hizmetlerine adayan büyük bir imam ve ulemadır. İmam Hanefi, İmam Şafii, İmam Hanbeli ve İmam Maliki dahi olmak üzere zamanın alimleri,din ulemaları İmam Caferi Sadık’a gönülden bağlı ve onun talebeleridir. İmam Caferi Sadık’a ve İslamdinine karşı yanlışlıklar yapmaya zorlanmalarına rağmen buna uymadıkları için bu uğurda Abbasihalifeleri tarafından işkence ile katledilmişlerdir. Laikliğin temeli burada atılmıştır… Ehlibeyte yapılan kırım ve katliamlar Selçuklular ve Osmanlı döneminde de devam edilmiş günümüze kadar gelmiştir. Cumhuriyet döneminde Dersim, Maraş, Çorum, Sivas katliamları ve Gazimahallesiolayları dahil tüm katliamları şiddetle kınıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu