bitmedi henüz hiçbir şey gûla mîn
belki de başlamadı daha hiçbir şey
bitti mi ki sevda, söz de bitsin
hiç de uzak değil mutlu sabahlara uyanacağımız günler
şunun şurasında ne kaldı
güneş avuçlarımızın içinde
bir solukluk mesafe sadece menzil bize
ne diye bu sendeki hüzün
söyledik mi ki en güzel türkülerimizi
tutuşturduk mu ki şafakları
dur hele bir
dostun dostuysak
yoldaşsak cümle canlı ile
iki kelam, bir dirhem hakkımız var
bu yerler bizim
izimiz var buralarda
terimiz düşmüş bu topraklara
yüzümüzü dönmüşüz bu dağlara
suyunu içmişiz buraların
ekmeğini koparmışız ucundan
meyvesini yemişiz dalından
memesinden sütünü içmişiz ana tanrıçaların
dur hele gûla mîn
buğday ekeceğiz daha, gitmesin diye buralardan serçeler
ve sarı başaklar yeniden dalgalanacak tarlalarımızda, göreceksin
karıncayla da börtü böcekle de kardeş olacağız, tüm tabiatla olduğumuz gibi
üzümünü sıkıp şarap yapacağız daha
her kutlamada kadeh kaldırmak için dostun şerefine
govend tutup halaya duracağız el ele
gelinlikler giydireceğiz kızlarımıza
elma attıracağız daha oğlanlarımıza
halayların en güzeline daha durmadık bile
davullar çalacak, ak ellere kına yakacağız
üstümüze çiçekler yağacak sabahları
ve güneş başımızın üzerinden kayıp gidecek sular ülkesine doğru
akşamları
sonra ay düşecek soframıza
kan kızıl şaraplar dolacak kadehlerimize
kar beyazı düşlerimizden daha hiç bahsetmedik
düşlerin ve sözlerin en güzelini belki de en sona saklamışızdır, dur hele
sevgiliye söyler gibi fısıldarız belki de ar dolu sözlerimizi
gecenin karanlığında Rîçik'in taşına ve toprağına
sabahları yalın yürek, ışığı selamlamaya çıkacağız daha
güneşin sarısıyla
göğün mavisiyle
sevdaların karasıyla, bitmedi daha işimiz bizim gûla mîn
bizi bekliyor Rîçik