Deliye kimse deli demez Dersim’de. “Budeleyê Heq ya da bomê Heq” yani Hakk’ın budalası ya da bomu denir. “Bom” da tıpkı budala anlamında kullanılır. Saf, temiz, suç ehliyeti olmayan insan anlamına gelir. Benlikten arınmış, pür u paktır bu tip insanlar. Bu gözle bakılır…
Hakk’a en yakın olandır onlar! Evliya yerine konurlar. Dersim halkı, darda olsa da olmasa da sığınır her zaman evliyasına. Evliyaları bazen görünür gözlerine, bazen sır… Bazen korkulur evliyadan, bazen yoldaş olunur. Bazen yakarılır, bazen sitem… Reya Heq inanç sisteminin içinde hepsine yer var çünkü; yakarmanın da sitemin de razı olmanın da... “İnsan Hakk’da Hakk insanda!”dır her daim. Doğa, insan ve Hakk bir bütündür yaşamın içinde. Bu yüzdendir budala dedikleri, bazen bir evliya bazen bir Hakk görünür gözüne Dersimliler’in. Bir budala hangi eve gitse büyük hürmet görür o evde. Yakın zamanda yitirdiğimiz Seuşen (Seyit Hüseyin) pirimiz, Bawa Bertal (Baba Battal) en iyi örnektir buna. Dersim’in en yakın zamanda yaşamış canlı evliyalarıydı bunlar halkın gözünde.
Seuşen’in Dersim’in merkezinde heykeli olduğunu herkes bilir. Adına türküler yakıldı Seuşen’in. Elli yaş üstü hangi Dersimli’nin Seuşen’le ilgili bir hatırası yoktur ki! Heykel açılışının yapıldığı gün, bazı tv kanallarında haber konusu bile oldu o zamanlar. Ertesi gün hemen herkesin dilindeydi, Dersim’de bir delinin heykeli dikildi diye. Daha o günden rengini belli etmişti atv denen kanal özellikle. Dersimliler de götürüp kapısına kınama amaçlı siyah çelenk bırakmışlardı bu kanalın.
Açıklamada; “o deli değil, bizim evliyamız” demişlerdi haklı olarak.
Delisi, bir diğer deyimle budalası ya da bomu olmayan köy yoktur hemen hemen Dersim’de. Yoksa bile, en yakın köyden bir budala gelir bulur mutlaka o köyü. O köyün sakinleri de o budalanın önce karnını doyurur, üstünü başını yıkar ve yatırır evinde. Budalanın ağzından çıkan her söze değer verilir. Alay edene anında müdahale edilir. Mademki Hakk’ın Budalası, bir şeyler aranır budalanın ağzından çıkan sözlerin içinden.
Bu tanıma uygun nice pirler, dervişler, divaneler gelip geçmiş Riçik topraklarında. Halen hayatta olan Pir Sey Kazım (Seyit Kâzım) bunlardan biri. Kendine has bir dünyası var Pir Sey Kazım’ın. Duasına nail olan bahtiyar hissederdi kendini. Küfür etsin diye özellikle kızdırırlardı bazen. Ağzından çıkan kötü sözlerden dolayı hiç kimse alınmazdı, tersine güldürürdü herkesi. Başında beresi, elinde asası ve omzunda heybesi ile hatırlar herkes onu. Köy köy gezerdi durmadan. Hele harman zamanı oldu mu mutlaka gelir, heybesine ya da torbasına buğdayı doldurur giderdi. Topladığı unu ya da buğdayı kime götürdüğünü kimse bilmezdi hiçbir zaman. Ziyaret ziyaret gezerdi bir de. Kurbanlar kesildiğinde, haber almışçasına bir anda çıkıverirdi insanların karşısına. Verilen etleri kime götürdüğünü yine kimseler bilmezdi. O mahzun, garip ve divane dünyası, hep hoş karşılandı bizim yörede.
Birilerine saf denmek istendiği zaman, kadınsa “bomê” erkekse “bomo” denir bir de. Asla aşağılama anlamında kullanılmaz bu terimler. Tam tersine birine “bomê Heq” ya da “budeleyê Heq” dendi mi, bilin ki onu yüceltmiştir aslında. Son zamanlarda “Bomê Dersimê” diye bir kavram da çok kullanılmaya başlandı. Daha çok kendini doğaya adayan, maddeye tamah etmeyen, evliyası için yanıp tutuşan, divane gezen insanlar için kullanılır bu tabir. “Bomê Mınzurê” veya “Bomê Dızgunê” dendi mi, bilin ki kendini bu yola adamış kişiden bahsediliyordur. Xızır, Munzur ve Düzgün Baba aşkıyla yüreği kor kor yanıyordur bu kişinin.
İşte o budala da o bom da o divane de biziz. Her birimiz Dersim’in de Munzur’un da Düzgün’ün de budalasıyız, bomuyuz, divanesiyiz! Ranta, paraya, pula tamah etmeden, incitmeden, kırmadan, küsmeden ve küstürmeden yaşamaktır bütün mesele. Doğa kutsalımız, bilim pusulamız, Reya Heq yolumuzdur bizim. Heq, Xızır, Mınzur, Dızgun ve tüm evliyalar yar ve yardımcısı olsun hepimizin. Ya Xızır!
Budeleyê Heq
18 Mayıs 2026, 00:20