Dr. Şıvan olarak tanınan Sait Kırmızıtoprak, 1935 yılında Dersim'in Nazımiye ilçesine bağlı Cıvrak köyünde, yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
1941 yılında babasını kaybetti. Annesi bir yıl sonra yeniden evlenince, Sait ve kendisinden dört yaş küçük kız kardeşi amcasının yanında büyüdü. Amcası onları kendi çocuklarından ayırmadan yetiştirdi, okuttu ve geleceklerini hazırladı.
İlkokul ve ortaokulu Dersim'de okudu. 1951 yılında girdiği sınavı kazanarak Balıkesir Yatılı Lisesi'ne başladı. Liseyi başarıyla bitirdikten sonra, 1955 yılında İzmir Tıp Fakültesi'ni dereceyle kazandı. İki yıl sonra yatay geçiş yaparak İstanbul Tıp Fakültesi'ne geçti.
İstanbul yılları, onun düşünce dünyasının şekillendiği dönem oldu. Burada çok sayıda Kürt öğrenci ve aydınla tanıştı. Özellikle Dersimli öğrencilerle yakın ilişkiler kurdu ve Tunceli Kültür Derneği'nin kurucuları ile yöneticileri arasında yer aldı.
49'lar Davası
1959 yılında Irak'ta Abdülkerim Kasım'ın öncülüğünde askeri darbe gerçekleşti. Ardından Kerkük'te Kürtlerle Türkmenler arasında yaşanan çatışmalar Türkiye'de büyük yankı uyandırdı.
Bu gelişmelerin ardından Demokrat Parti iktidarı, Kürt milliyetçi düşüncesine yakın olduğu değerlendirilen yaklaşık 50 Kürt aydın ve genci gözaltına aldı. Daha sonra "49'lar Davası" olarak tarihe geçen bu davada Sait Kırmızıtoprak da tutuklananlar arasındaydı. Tutuklulardan birinin cezaevinde hayatını kaybetmesi, davayı daha da dikkat çekici hale getirdi.
Sait Kırmızıtoprak yaklaşık 18 ay cezaevinde kaldı. Bu süreçte İsmet Hanım ile nişanlandı. Tutuklu olmasına rağmen eğitimini bırakmadı; sınavlarına girerek tıp fakültesinden mezun oldu. Tahliye edildikten sonra da İsmet Hanım ile evlendi.
Doktorluktan Siyasal Mücadeleye
Hayatını iki ayrı dönemde değerlendirmek mümkündür.
Üniversiteye kadar daha çok Dersim çevresiyle sınırlı bir yaşam sürerken, İstanbul'da farklı bölgelerden gelen Kürt aydınlarıyla tanışması, siyasi düşüncelerini önemli ölçüde etkiledi.
Doktor olarak Ankara Güdül, Sivas Gemerek ve Konya Yunak'ta görev yaptı. 1965-1967 yılları arasında askerlik hizmetini Isparta'da tabip olarak tamamladı.
49'lar Davası sonucunda kamu haklarından mahrum bırakılması, yasal siyaset yapma imkânını büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Bundan sonra tüm enerjisini Kürtlerin siyasal ve ulusal hakları için örgütlü mücadeleye yöneltti.
Dr. Şıvan Dönemi
Dr. Şıvan, Kürt ulusal hareketinin önemli teorisyenlerinden biri olarak kabul edilir. Aynı zamanda sosyalist düşünce ile Kürt ulusal mücadelesini bir araya getirmeye çalışan öncü isimlerden biri oldu.
Savunduğu düşünce; Kürtlerin milli, siyasi, ekonomik, demokratik ve kültürel haklarını esas alan, modern, ilerici ve örgütlü bir siyasi hareket oluşturmaktı.
Bu amaçla 1969 yılında bazı arkadaşlarıyla birlikte Güney Kürdistan'a geçti. Yaklaşık sekiz ay sonra, Haziran 1970'te Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi'nin (T-KDP) kuruluşunda yer aldı. Mücadelesini Güney Kürdistan'da sürdürdü.
Ölümü
1971 yılının sonlarına doğru Dr. Şıvan öldürüldü.
Ölümüne ilişkin farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklara göre Irak KDP'si ile Türkiye istihbaratı arasındaki ilişkiler sonucunda infaz edildiği ileri sürülmektedir. Dönemin propaganda savaşında ise olay, "iki Sait'in birbirini öldürdüğü" şeklinde kamuoyuna yansıtıldı. Aradan geçen yıllara rağmen olayın ayrıntıları hâlâ tartışılmaktadır.
Düşünce İnsanı
Dr. Şıvan'ın öne çıkan iki önemli özelliği vardır.
Birincisi, güçlü bir teorisyen olması ve geride çok sayıda eser bırakmasıdır.
İkincisi ise dünyadaki ulusal kurtuluş hareketlerini, devrimci mücadeleleri ve ilerici siyasal akımları yakından inceleyerek bunlardan dersler çıkarmaya çalışmasıdır.
Dara ve Ruken adında iki çocuğu vardır.
Ailesi de Dersim'in acı tarihinden etkilenmiştir. Aile anlatımlarına göre, 1938 yılında yakın akrabalarından 32 kişi yaşamını yitirmiştir. Ayrıca Dr. Şıvan'ın Hormek aşiretinin önde gelen isimlerinden Bertal Efendi'nin torunu olduğu belirtilmektedir.
Sonuç
Dr. Şıvan, düşünceleri uğruna özgürlüğünü ve yaşamını kaybetmiş önemli bir Dersim aydınıdır. Siyasi görüşleri ve mücadelesi hakkında farklı değerlendirmeler yapılabilir; herkesin aynı düşüncede olması da gerekmez.
Ancak, Dersim'in yetiştirdiği önemli aydınlardan biri olarak yaşamının, düşüncelerinin ve mücadelesinin gelecek kuşaklar tarafından bilinmesi gerektiğine inanıyorum. Geçmişimizi bütün yönleriyle tanımak ve farklı düşüncelere sahip kişileri tarihsel bağlamı içinde değerlendirmek, ortak hafızamız açısından önemli bir sorumluluktur.
Not: 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta, Madımak Oteli'nde yaşamını yitiren tüm canları saygı, özlem ve minnetle anıyorum.
Editör Notu: Sitemizde yayınlanan yazılarda dile getirilen görüşler ve değerlendirmeler yazara aittir ve Avrupa Dersim Riçikliler Derneği’nin kurumsal görüşünü temsil etmez.