GenelYAZARLAR

Nakşibendi Geleneğinden Kürt Direnişine: Şeyh Said

Feti Elaldı

Şeyh Said, 1865 yılında Palu’da doğmuş, Nakşibendi geleneğine bağlı bir din adamıdır. Kürt-Zaza kökenlidir. Babası Şeyh Mahmut Fevzi, dedesi ise Şeyh Ali Sebti’dir.

Hayatını anlamak için eğitimine bakmak gerekir. Medrese eğitimi almış; Palu, Muş, Malazgirt ve Hınıs’ta dönemin âlimlerinden ders görmüştür. Mahkeme ifadesinde Envar, Mehar, dilbilgisi, fiil çekimi, mantık, anlam ve inanç gibi dersler okuduğunu belirtir. Yani sadece bir tarikat şeyhi değil, aynı zamanda iyi bir medrese eğitimi almış biridir.

Bunun yanında ticaretle de uğraşır. Özellikle İran’a küçükbaş hayvan satışı yaptığı bilinmektedir. Tarikat lideri olmasına rağmen ticari ilişkilerini ayrı bir zeminde yürütmüştür.

Özel kalem müdürlüğünü ve kâtipliğini Liceli Fehmi Bilal yapmaktadır. Kaynaklarda, isyanın örgütlenmesinde önemli rol oynadığı, yazışmaları iyi bildiği ve Şeyh Said ile birlikte idam edilen 47 kişi arasında yer aldığı ifade edilir. Yine hizmetçisi Çerkez (Dersimli) de yargılanır ve ceza alır.

Olayların başlangıcı

1924 yılında Erzurum’un Pasinler ilçesinde büyük bir deprem olur. M. Kemal bölgeye gelir ve incelemelerde bulunur. Çevre illerden heyetler onu karşılamaya gider. Muş heyetinde Binbaşı Kasım da vardır. Binbaşı Kasım, M. Kemal’in yaverine bir not iletir ve içeri alınır. Görüşmede, bölgede “Azadî” adlı bir cemiyet kurulduğunu ve Kürtler arasında örgütlenme faaliyetleri yürüttüğünü söyler. Bu yapı içinde Yusuf Ziya (Bitlis eski milletvekili), Musa Bey, Hesenanlı Halid Bey, Kolağası Kerem, Şeyh Said ve Erzurum bölge komutanı Miralay Cibranlı Halid gibi isimlerin yer aldığını belirtir. Mustafa Kemal Ankara’ya döndükten bir müddet sonra bu kişiler hakkında takip ve yakalama süreci başlar. Yusuf Ziya ve Musa Bey yakalanır. Kolağası Kerem ile Hesenanlı Halid kaçar. Cibranlı Halid ise bir tertiple yakalanarak Bitlis’e götürülür. Şeyh Said de ifade vermek üzere çağrılır. Ancak kış şartları ağırdır. Hınıs’ta ifadesi alınır ve kendisine “Nisan ayında Bitlis’te mahkemeye geleceksin” denir. Bu aşamada Şeyh Said, olayın ciddiyetini daha net kavrar.

İsyana giden süreç

Bu noktada Binbaşı Kasım’ın konumu önemlidir. Kendisi Şeyh Said’in bacanağı, aynı zamanda Cibranlı Halid’in eniştesidir. Aşiret içinden akrabadır ve Halid Bey’in olmadığı ortamlarda kendisini öne çıkardığı ifade edilir.Cibranlı Halid ise askerî eğitim almış, aşiretler arasında saygınlığı olan bir isimdir. 1923 yılında Erzurum’da kurulan Azadî cemiyetinin önemli isimlerindendir. Bu yapı; çoğunluğu asker kökenli, devlet görevinde bulunmuş ve eğitimli kişilerden oluşan, 23 şubeye kadar yayılan bir organizasyondur.

Şeyh Said, ifadesinden sonra arkadaşlarının yakalandığını ve kaynı Cibranlı Halid’in tutuklandığını öğrenince sürecin kendi omuzlarına kaldığını düşünür. Hınıs bölgesinde toplantılar yapmaya başlar. Ardından Diyarbekir Piran’da bulunan kardeşi Şeyh Abdurrahim Efendi’nin yanına gitmek üzere yola çıkar. Yol boyunca köy köy dolaşarak halktan destek ister. Bu hareket kısa sürede Erzurum, Van, Bitlis, Çevlik (Bingöl), Harput (Elaziz) ve Diyarbekir bölgelerine yayılır. Şeyh Said, her bölgeye askerî yönü güçlü ve güvenilir kişileri sorumlu olarak görevlendirir. Harput ve Çevlik’e Şeyh Şerif’i, yanına Yado’yu verir. Bazı bölgelere oğlunu Şeyh Ali Rıza’yı, bazılarına kardeşi Şeyh Abdurrahim Efendi’yi gönderir. Piran’da yaşanan olay süreci hızlandırır. Evde bulunan asker kaçaklarını almak isteyen askerlerle tartışma çıkar ve çatışma yaşanır. Bu çatışmada iki taraftan da ölümler olur. Bu olaydan sonra süreç geri dönülmez bir noktaya girer. Kısa süre içinde bazı yerleşim yerlerinde kontrol sağlanır: Harput (Elaziz), Çevlik (Bingöl), Dicle, Hani ve Hazro. Ancak bu durum uzun sürmez. Diyarbekir’deki askerî güç nedeniyle hareket zayıflar. Şeyh Said, bu gidişatı görerek çevresindekilere şu sözleri söyler: “Davamızda haklıyız ama gücümüz yetmedi. Benimle gelmek isteyen gelsin, istemeyen evine dönebilir.”

Yakalama süreci

Bunun üzerine Muş istikametine doğru çekilirler. Amaç İran’a geçmektir. Binbaşı Kasım da bu grupla birliktedir. Yol sırasında Kasım, gruplara ayrılarak ilerlemeyi önerir. Şeyh Said bu öneriyi kabul eder. Ancak bu durum bir tuzağa dönüşür. Varto ile Muş arasındaki bir noktada Kasım’ın adamları önceden mevzilenmiştir. İşaret verilince ateş açılır. Şeyh Said’in atı ürker. Bu esnada Kasım, Şeyh Said’i yakalayarak teslim eder. Varto’daki askerî birliğe götürülür. Diğer bazı grupların ise İran’a ulaştığı ifade edilir.
Mahkeme süreci

1925 yıllının başında Meclis kararıyla iki özel mahkeme kurulur: Ankara ve Şark İstiklal Mahkemeleri. Bu mahkemeler olağanüstü yetkilere sahiptir. Temyiz yolu yoktur ve kararlar hızlı şekilde infaz edilir. Şeyh Said davasında 422 kişiye idam cezası verilir, bunlardan 122’si infaz edilir, gıyabında olanlar sonraki dönemde affa uğrar. Mahkemeler 1927 yılına kadar devam eder ve yaklaşık 5000’den fazla kişi yargılanır. O dönemde halk arasında mahkemelere yönelik şu söz yaygınlaşır: “Sanığın idamına, tanıkların bilahare dinlenmesine…”

Bugünden bakıldığında bu olayı tek bir nedene indirgemek doğru görünmemektedir. Sadece dinî ya da sadece etnik demek eksik kalır. Her iki unsurun da etkili olduğu anlaşılmaktadır.
İsyanın öncülerinin önemli bir kısmı Nakşibendi çevresinden gelmektedir. Hilafeti isteyen gruplar vardır. Aynı zamanda Azadî gibi daha farklı hedefleri olan yapılar da sürecin içindedir.
İdam edilenlere bakıldığında olayın tek yönlü olmadığı daha net görülür. Sadece tarikat mensupları değil; farklı kimliklerden kişiler de vardır. Dersim’in ilk milletvekillerinden Hasan Hayri, akrabası Mehmet Galip Efendi, bir Yezidi şeyhi ve Midyatlı bir Ermeni de idam edilenler arasındadır. Bu durum, olayın sadece dinî ya da sadece etnik bir hareket olarak değerlendirilmesinin yetersiz olduğunu göstermektedir. Dönemin yöneticileri bu olayı içerde “Kürt isyanı” ülke dışında ise “dinî ayaklanma” olarak anlatılmıştır. Günümüzde ise çoğu kişi kendi ideolojik ekseninde bakmaktadır. Ancak tarihî olaylara tek bir pencereden bakmak yerine, farklı kaynakları inceleyerek ve dönemin şartlarını göz önünde bulundurarak değerlendirmek daha sağlıklı olacaktır. Takdir sizlerin…

Feti Elaldı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu